Isparta’da Geçmişin İzleri Siliniyor: Sessizce Yitip Giden Sivil Mimarlık Örnekleri
Kentin tarihsel dokusunu, sokak kültürünü ve mimari kimliğini yansıtan geleneksel Isparta evleri, zamana ve ilgisizliğe yenik düşerek tek tek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bir zamanlar ailelerin yaşam sürdüğü, ahşap işçiliği ve cumbalarıyla sokaklara estetik katan tarihi yapılar, şimdilerde kaderine terk edilmiş durumda.Zamanın ve İlgisizliğin Yıprattığı Hafıza
Isparta’nın eski mahallelerinde yer alan ve sivil mimarlığın zarif örnekleri arasında gösterilen tarihi yapılar, koruma ve restorasyon desteği alamadığı için günden güne eriyor. Dökülen sıvaların altından bağdadi ahşap karkas sistemlerin açığa çıktığı, cumbalarının çökmeye yüz tuttuğu ve camlarının kırıldığı bu yapılar, kentsel hafızanın da yok olmasına neden oluyor.Son olarak sokak ortasında bakımsızlığıyla dikkat çeken tarihi bir konut, etrafına çekilen güvenlik telleri ve duvarlarındaki tahribatla sivil mimari mirasın içine düştüğü acı tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bakımsızlık ve Tahribat Tehdit Ediyor
Kendi haline bırakılan tarihi evler sadece zamana değil, insan elinden kaynaklanan tahribata da maruz kalıyor. Cepheleri sprey boyalarla kirletilen, çatı kaplamaları dökülen ve güvenlik riski oluşturduğu gerekçesiyle etrafı kapatılan bu binalar, restore edilmediği takdirde tamamen yıkılma riski taşıyor.- Ahşap ve Bağdadi Yapı Doku Kaybı: İklim şartlarına dayanamayan ahşap malzeme çürümeye yüz tutuyor.
- Güvenlik Riski: Yıkılma tehlikesi bulunan binalar, çevreden geçen vatandaşlar için risk oluşturduğu için geçici tel örgülerle emniyete alınmaya çalışılıyor.
- Kültürel Mirasın Kaybı: Her yıkılan ya da kaderine terk edilen yapı, Isparta'nın geleneksel mahalle dokusundan bir parçayı koparıyor.
"Restore Edilip Kent Yaşamına Kazandırılmalı"
Mahalle sakinleri ve kent tarihine duyarlı vatandaşlar, bu tür tescilli ya da tescilsiz sivil mimarlık örneklerinin kamulaştırılarak veya hibe/restorasyon destekleriyle ayağa kaldırılmasını talep ediyor. Safranbolu, Odunpazarı veya Göynük gibi örneklerde olduğu gibi Isparta’daki geleneksel evlerin de turizme, kültür sanat merkezlerine ya da sosyal yaşam alanlarına dönüştürülebileceği vurgulanıyor."Bu evler sadece taştan, ahşaptan ibaret değil; Isparta’nın yaşanmışlığı, mimari birikimi ve kimliğidir. Gelecek nesillere betondan başka bir şey bırakmak istemiyorsak, bu sessiz çığlığa kulak vermeliyiz."
— Kent Tarihi Araştırmacıları


































