ÜLKEMİZDE KADINLARIMIZ GÜVENLİ YAŞAMIYOR…..
Ülkemizde 1 hafta içinde 15 kadın cinayeti yaşandı.12 Kadın cinayetten hayatını kaybetti.
Kadınlarımız kimi boşanmak istediği eşi .kendi oğlu tarafından öldürüldü.
Hatta aralarında hamile bir kadın ve 75 yaşında kadında vardı.
Bir insanın başka bir insanın hayatı üzerinde nasıl böyle bir hak gördüğünü anlayamıyorum.
Birinin sahibi olmak mı?
Aynı evde yaşamak, onun adına her şeye karar vermesi yetkisi mi veriyor?
Bir kadın ayrılmak istediğinde neden hayatından endişe etmek zorunda kalıyor?
Maalesef bazı erkekler kadının kendi hayatıyla ilgili karar vermesini kabul etmiyor.
Söylediği her sözün dinlenmesini, istediği her şeyin yapılmasını bekliyor.
Kadının itirazını bile kendisine yapılmış bir saldırı sanıyor.
Bu anlayışı yalnızca cinayet işlendiğinde konuşursak geç kalırız.
Sürekli hesap sormanın, tehdit etmenin , korkutmanın adı sahiplenmek değildir.
Bunların adı baskıdır.
Kadınlara sürekli dikkatli olmaları söyleniyor.
Geç saatte çıkma, yalnız yürüme, kimseye güvenme, peki: tehlike evin içindeyse kadın ne yapacak?
Aynı sofraya oturduğu, aynı hayatı paylaştığı kişiden korkuyorsa nereye gidecek?
Bir kadına şikayet et demek tek başına yeterli değil şikayet ettikten sonra güvende olacağını bilmesi gerekiyor.
Tehdit edildiğinde sözünün ciddiye alınacağını , yardım istediğinde yalnız bırakılmayacağını görmesi gerekiyor.
YILLARCA KADIN CİNAYETİ KONUSUNU YAZDIM.
ERKEKLER SİZİDE DOĞURAN KADINLARDIR.
ONLARA SAYGILI OLUN BU GİBİ CİNAYETLERDEN UZAK DURUN.
TABİKİ HER ŞEYİN BAŞI EĞİTİMDİR.
HASAN ÖZBEK NOT: Vali ve Vali yardımcılarına , Eğirdir Akın Gazetesine ve bütün gazetelere gönderilmesini rica ediyorum.
ISPARTA SPOR 32 İLK YENİLGİSİNİ ALDI…..
6 Eylül de kendi sahamızda Adana Demir spor A.Ş’ye 2-1 yenildi.
Adana Demir spor A.Ş.
-48 cezalı olarak bizi rahat 2-1 yenmesi Isparta spor sevenleri şaşırttı.
Maç sonuna kadar üstün oynayan Adana dem ir spor A.Ş.
rahat bir oyun sergiledi.
Futbol takım oyunudur.
Isparta spor 32 ‘nin gerek savunması gerekse orta sahası her bakımdan kötü bir oyun sergiledi.
Futbol da orta saha gol de attırır gol de yer.
Evet; ilk maçımız Isparta spor 32 yöneticileri ve Teknik Direktör takıma çeki düzen vermeli.
Gerek paslarda gerekse savunmada çok hatalar yapılmıştır.
Gurubumuzda kuvvetli takımlar var.
Lig yeni başladı.
Henüz takımlar hazır değil onun için ilk maçlarda puan almamız lazım yoksa takımımıza çeki düzen veremeyiz.
Isparta Belediyesi gereken her türlü maddi ve manevi destek veriyor.
Her takım kendini ilk maçlarda toparlamalı ve puan almalıdır.
BUNU YÖNETİCİLER VE TEKNİK DİREKTÖR İYİ DÜŞÜNMELİDİR.
HER TAKIM KENDİ İLİNİN PROPAGANDASINI YAPAR ONUN İÇİN ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ.
HASAN ÖZBEK NOT: Vali ve Vali Yardımcılarına Eğirdir AKIN Gazetesine ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ediyorum.
KADINLARA ERKEKLER YAŞAMA HAKKI TANIMIYORLAR…..
Ülkemiz kadınları için cehenneme döndü.2008 yılında 75 kadının öldürüldüğü ülkemizde, artık bu sayı 100’lerce ifade ediliyor.
Haziran ayında 42 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü yılbaşından bu yana öldürülen kadın sayısı 225 oldu.
Bu kadınların 105’i ateşli silahlarla katledildi.
Kadınlar en çok eşleri, akrabaları, eski eşleri ve ayrılmak istedikleri erkekler tarafından katledildi.
Bu duruma Devletin özel çalışma başlatması lazımdır.
Bu cinayetler nasıl önlenir: İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe girmesiyle Her kadın boşanmak ister, derhal hukuk ve adalete müracaat etmeli Kız ve erkek çocuklarımızı eğitime tabi tutmalıyız.
Yargı ihal uygulamamalıdır.
18 yaşından küçük çocukları cinayete teşvik edilmemelidir.
Artık T.B.M.M.
çocuklar için yeni yasa çıkarmalıdır.
Büyükler gibi yasa uygulanmalıdır.
Ülkemizin nüfusu gerek kadın cinayetleri gerek erkek cinayetleri için gün geçtikçe azalmaktadır.
Devletimiz bu duruma çok yakından ilgilenmelidir.
NOT: Eğirdir Akın Gazetesine, Vali ve Vali Yardımcılarına ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ederiz.
HASAN ÖZBEK HASAN ÖZBEK’E PLAKET… Ayvalığa tayin olan Eğirdir Kaymakamı Ömer ŞİMŞİT Eğirdir’de Yazlada’ki evime gelerek Isparta Valisi Abdullah ERİN adına Eğirdir İlçesine yapmış olduğu hizmetlerden dolayı Teşekkür Belgesi verdi.
Gazeteci Hasan ÖZBEK kısa bir konuşma yaparak şunları söyledi: ( Eğirdirli olarak 25 yıldır gerek elma ürünleri hakkında gerekse Eğirdir Gölünün sularının çekilmesi dolasıyla defalarca gündeme getirerek Vali ERİN ve Kaymakam Ömer ŞİMŞİT ile temas ederek Eğirdir Gölünün çekilen sularının tekrar eski duruma getirilmesi için temaslarda bulundu.
Vali ERİN göreve başladığı günden itibaren Eğirdir Gölünün çekilen suları hakkında devletin ilgili makamlarıyla temasta bulundu ve Akçay suyunun göle aktarılmasını sağladı ve özetle Vali ERİN şunları söyledi.( Haziran sonunda eski durumuna gelecektir.
dedi.) Tekrar söz alan Gazeteci Hasan ÖZBEK gerek Vali ERİN gerekse Kaymakam Ömer ŞİMŞİT’e şükranlarımı sunarım.
NOT: Eğirdir Akın Gazetesine, Vali ve Vali Yardımcılarına ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ederiz.
HASAN ÖZBEK ÇOCUK ÖLÜMLERİ ÜLKESİ OLDUK… Çocuklar denizde boğuluyor, trafik kazasında ölüyorlar, binalardan düşerek ölüyorlar.
Günde 15 çocuğumuz daha dünyayı tanımadan ölüm le kucaklaşıyorlar.
Anne ve Babalar bu çocuklar sizin çocuklarınız değil mi?
Çocuklarınızı sır gibi takip etmiyorsunuz.
Anneler ve Babalar çalışmaya gidebilirsiniz çocuklarınızı iyi takip etmeniz lazım.
Çocuklar henüz ne yaptığını bilmiyorlar onun için anne ve babalar çocuklarınızı iyi takip etmelisiniz.
-ÇOCUK ÖLÜMLERİ NASIL ÖNLENİR?
-Anne ve Babalar eğitimli olmalıdır.
- Çocuklar bilhassa anne tarafından sır gibi takip etmelidir.
- Büyük Millet Meclisinde yeni bir çocuk yasası çıkarılmalıdır.
18 yaşından küçük yaştaki çocuklar daha az ceza alıyorlar.
Bu cezalar Avrupa ülkelerinde olduğu gibi normal cezalar olmalıdır.
- Yargı ihal uygulamamalıdır.
- Bilhassa kız ve erkek çocuklar okutulmalıdır.
- Çocuklar küçük yaşta çalıştırılmamalıdır.
NOT: Eğirdir Akın Gazetesine, Vali ve Vali Yardımcılarına ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ederiz.
HASAN ÖZBEK ISPARTA’DA HALI VE GÜL FESTİVALİ….
Isparta deyince aklımıza Gül ve Halı gelir.
Isparta’mıza Gülü Bulgaristan’dan getiren ( İSMAİL EDFENDİ) dir.
Bu hafta kutlanacak olan Gül Festivalimiz 1981 yılında o günkü Valimiz Coşkun AKMERİÇ başkanlığında ( Ben, ZAFER Çağlar ve Rahmetli Gazeteci Lütfi KÜÇÜK) 1981 ‘de İstanbu’la giderek Topkapı ‘da Necmettin ERBAKAN’nın sahip olduğu matbaada renkli olarak Gül Festivali Gazetesini çıkardık.
O devirde Isparta Belediye Başkanı Müslüm SEVGİ’yle beraber TRT ‘ye çıkarak demeç veren Belediye Başkanı Müslüm SEVGÜ ( Festival boyunca Ispartamız’da halı satışlarında % 25 iskonto yapılacağını bildirdi.
O günden beri Ispartamız’ da Mayıs aylarında kutlanmaktadır.
1954 yılında kurulan Gülbirlik Genel Müdürlüğü ve 15 Özel Firmalar Mayıs ayında Gülleri toplayarak Gül Fabrikalarında Gül Yağı ve Gül suyu çıkarıyorlar.
Gül Yağı ve Gül Suyu bilhassa Fransa ve diğer ülkelere ihraç edilmektedir.
Yurdumuza döviz olarak gelmektedir.
10 binden fazla ortak sahip olan Gülbirlik Genel Müdürlüğü ve 10 bin aile geçimini Gülyağı ve Gül suyundan faydalanmaktadır.
Isparta ‘da Gül Festivalinin kurulmasına Ben ve SDÜ’de Okutman Zafer Çağlar her gül festivalinde mutluluk duymaktayız ve Rahmetli Gazeteci arkadaşımız Lütfi KÜÇÜK ‘ü rahmetle anıyoruz.
NOT: Eğirdir Akın Gazetesi ve bütün gazetelere ve Vali ve Vali Yardımcılarına gönderilmesini rica ederiz.
HASAN ÖZBEK BABALAR GÜNÜ…..
Babalar Günü, Anneler Günü ve Sevgililer Günü A.B.D ‘den ithal edilen günlerdir.
Biz millet olarak ithal edilen günlere çok itibar ederiz.
( Eskiden YERLİ MALI YURDUN MALI HERKES ONU KULLANMALI.) Bugün bir mağazada Çin Malı ve diğer yabancı mallar görünce ona itibar ederek alırız.
Ben yaşım icabı Sümerbank ‘ta çalıştım.
Onun ayakkabı ve elbiselerini giydim.
Sümerbank Askeri Battaniye dokurdu.
Bu Battaniyenin uçları bağlanırdı.
Baba, anne gibi aileye bağlı tektir.
O birbirinden ayırt edilmez.
Dünyada nasıl anne varsa baba da vardır.
Baba; ailenin geçim kaynağıdır.
Çocuklarını okutmak için her türlü yerlerde çalışır hatta( HAMMALLIK) yapar.
yüzyılda babanın yanında anne de çalışıyor.
Aile geçimini baba gibi anne de temin ediyor.
Fakat; bugün babaların ve erkek çocukların durumları iç açıcı durumdadır.
Her gün erkek çocuklar 10 yaşında bile babasını öldürüyor, baba da hiç gözünü kırpmadan erkek çocuğunu öldürüyor.
Erkek çocuklar 18 yaşının altında bile cinayete teşvik ediliyor.
Bunun sebebi ülkemizde 18 yaşından küçük çocukların cezaları yargıya göre az veriliyor.
Bu cinayetler bir an önce önlenmelidir.
İlk önce bu cinayetlerin nedenlerine çare bulunması lazımdır.
CİNAYETLERİN ÖNLENMESİ İÇİN ÇARELER: Baba, eğitimli olmalıdır.
Yargıya çok önemli görevler düşüyor.
İhal asla uygulamamalı.
İstanbul Sözleşmesi mutlaka ger dönmeli.
Erkek çocuklar ve kız çocuklar mutlaka okutulmalıdır.
Ulu Önder Atatürk (EĞİTİMSİZ TOPLUMLAR YÜKSELEMEZ.
YABANCI ÜLKELERİN BOYUNDURUĞU ALTINA GİRERLER.) demiştir.
18 yaşından küçük çocuklara hitap ediyorum.
Babanıza sahip çıkın, onu sevin, onu da anneniz gibi saygı ve hürmet gösterin.
HİÇ BİR ZAMAN ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜN ÇİZGİSİNDEN AYRILMAYIN ÇÜNKÜ YARIN SİZ YÖNETİCİ VE SİZLER İDARE EDECEKSİNİZ.
NOT: Bu haber Haziranın 21 ‘inde yayınlanacak.
Her zaman olduğu gibi Vali ve Vali yardımcılarına, Eğirdir Akın Gazetesine ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ederiz.
HASAN ÖZBEK İNSAF BE…….
Dükkanlar, kuyumcular, evler , mağazalar , işyerlerinden sonra ( Huzurevi ) soygunu geldi.
Huzurevi Müdürü Huzurevinde yatan yaşlı ve yatalakların paralarını kendi zimmetine geçirdi.
Müdür yakalanarak tutuklandı.
Başlığımın insaf dememim nedeni ben Isparta Huzurevi kurucularından biriyim.
Gerek Huzurevinin yapılışında gerekse ihtiyaçları için senelerce yardımcı oldum.
Isparta Huzurevi ( Isparta Vatandaşların yardımıyla yapıldı.
Devletin yardımı olmadı.) Rahmetli Belediye Başkanı Fuat UYAR’ın katkılarıyla yaklaşık 55 senedir 80 kişiyi barındırıyor.
Her türlü ihtiyaçlarını karşılayan Huzurevinde yatan vatandaşların nasıl olur da Huzurevi Müdürü yaşlı ve yatalakların banka paralarını Huzurevi Müdürü kendi zimmetine geçirdi.
Ben bu haberi Ulusal Basında okuyunca insaf dedim.
İnsanlık ölmüş dedim.
Paradan önce insanlık lazım vicdan lazım.
Ulusal Basında bu haberi okuyunca kendimden geçtim Nerdeyse kalbim duracaktı.
Biz insan olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz ve devletimize yardımcı olmamız lazımdır.
HASAN ÖZBEK NOT: Vali, Vali yardımcıları ve Eğirdir Akın Gazetesi ve diğer gazetelere gönderilmesini rica ederiz.
19 MAYIS Bugün 19 Mayıs 1919’un 107.
Bu gün , Birinci Cihan Harbi sonunda mağlup Osmanlı Devletini, İngiliz himayesinde , Amerikan mandasında ,mahalli halas çareleri içerisinde yeniden ihya etmek isteyenlere karşı, Mustafa Kemalin “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek “Hakimiyeti Milliyeye müstenit ,bila kasydüşari müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek” iradesiyle Samsuna çıktığı gündür.
Mustafa Kemal, bağımsızlık savaşını kazanabilmekte iki şeye güveniyordu: Türk Milletinin en güç şartlar içinde dahi, şeref ve haysiyetiyle kabli telif olamayacak bir toplum olarak kalamıyacağına ve kendisinin “ Bir milletin siyasi mukadderatında mevki sahibi olabilmek için onun ihtiyaçlarını müşahede ve onun kudretini takdirde ehliyet sahibi “olduğuna.
Mustafa Kemal bu iki esası birleştirici dehası içerisinde mezcederek ,bir “ferdi millet” olarak Erzurum ve Sivas Kongrelerinden geçmiş , 23 Nisan’a gelmiş , İnönü ve Sakarya Savaşlarını aşarak, 9 Eylül ‘de düşmana İzmir’den denize dökmüştür.
Lozan, Cumhuriyetin ilanı, bugün Atatürk devrimleri diye üzerinde titrediğimiz inkılapların başlangıç safhalarını teşkil eder.
Mustafa Kemal’in Türk Gençliğine emanet ettiği Cumhuriyet sade bir devlet idaresi olmaktan çok uzaktır.
Bu devlet idaresinin niteliklerini , Cumhuriyetin ilanını takip eden senelerde ortaya attığı de vrin prensipleriyle tesbit edimiştir.
İşte ATATÜRK’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyret , O büyük adamın 1919 Samsun’a çıkarken dehası içersinde yoğurduğu ve merhale gerçeleştirerek olgunlaştırdığı Cumhuriyet idaresi ve Devrimleriyle süslenmiş olan bu bütündür.
19 Mayı 1919 ‘dan 19 Mayıs 20296 kadar geçen 107 yıl zarfında ve bundan sonraki devlet düzenimiz içerisinde ATATÜRK DEVRİMLERİ , 19 Mayıs 1919 ruhu ve anlayışı içerisinde ne kadar değerlendirilirse ve bu kıymetlere ,bu emanetlere fert olarak , kuruluşlar ve siyasi partiler olarak ne kadar bağlı kalırsak ,ATATÜRK’ün kurduğu devlet düzeni ve bugün sahip olduğumuz Anayasa rejimi o kadar kuvvetlenecek ve güçlenecektir.
Türk Gençliğine emanet ettiği büyük eserin peşinde ve Atatürk’ün izinde olmanın sevinci içinde 19 Mayıs Gençlik Bayramı’nın mutluluğunu tadıyoruz.
NOT: 19 Mayısta yayınlanmasını rica ediyorum.
Başta Vali ve Vali Yardımcılarına ve Eğirdir Akın Gazetesine ve diğer bütün gazetelere gönderilmesini rica ediyorum.
HASAN ÖZBEK ÇOCUK BAYRAMI Bugün, Türk Parlamanter rejiminin 106’ inci yıl dönümüdür.
Gerçi 23 Nisan 1920 ‘den önce de Türkiye’de parlamentoların bulunduğu devreler varsa da, asıl “milli irade “ mefhumu bundan 106 yıl önce Ankara’daki Türkiye Millet Meclisinin kurulması ile yerleşmiştir.
İlk meclisin hangi şartlar altında kurulduğu , ne gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığı , ve ülkeyi, içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmak için ne yoğun bir çaba sarfettiği bütün bilinen gerçeklerdendir.
Milli mücadelenin ön saflarında yer alanlar, milli iradeye dayanmaktan başka emin ve sağlam bir yolun bulunmadığı inancıyla , Türkiye Büyük Millet Meclisini kurmuşlardır.
Böylece 23 Nisan’ın Türk politik hayatındaki asıl önemli fonksiyonu , milletin kendi yöneticilerini kendisinin seçmesi geleneğini yerleştirmiş olmasıdır.
Parlamanter sistem , bir milletin kaderine, o millet tarafından seçilmiş bir parlamentonun meşru olarak tasarruf etmesini sağlayan sistemdir.
Ve insanoğlunun binlerce yıl süren sıkıntılardan ve mücadelelerden sonra bulduğu yönetim şeklidir.
İnsanlar toplu halde yaşamağa başladıktan sonra , klandan siteye siteden feodaliteye, feodaliteden devlete geçmişler ve zaman zaman demokratik diyebileceğimiz denemeler yapmışlardır.
Ancak bu denemelerin neticelerinin alınması için geçen yüzyılın ortalarına kadar çaba göstermek gerekmiştir.
Dünya savaşını kazananlar insan haklarını ve parlamenter rejimi tanıyan ülkelerdi.
Savaştan mağlup ve bitkin çıkan Osmanlı Devleti’nin yerine yeni bir Türk Devleti kurma çabasında olanlar bu gerçeği görerek harekete geçmişlerdir.
Yeni Türk Devletinin temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi tamamen halktan gelen bir hareket olmuştur.
Mevcut otoriteyi kabul etmeyenlerin halktan başka bir kuvvete dayanmalarına imkan yoktu.
Yeni devlet ancak bir “milli mücadele” sonucu hayat kazanacaktı.
Halk hareketinin başına geçenler bu gerçeği biliyorlar ve İstanbul Hükümetine karşı giriştikleri mücadelede en büyük kuvvet kaynağının halk ve halkın içinden gelen temsilciler olacağına inanıyorlardı.
Bugünkü modern Türkiye’nin temeli 23 Nisan 1920’de atılmış ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu hükme bağlayan 1921 Anayasası ile yürütme ve yasama yetkileri T.B.M.M.’ ne verilmiştir.
Kurtuluş savaşımızın sorunlarına göre hazırlanan bu anayasa daha sonra yerini 1961 yılına kadar yürürlükte kalmış olan 1924 Anayasasına terketmiştir.
Artık ülke yönetimi ,yasama, yürütme ve bağımsız yardı organlarına kavuşmuştur.
Halka sandık başına gitmenin ve kendi yöneticilerini seçmenin zevki verilmiştir.
Halk ,düşünce hürriyetinin değer verildiği ortamda gelişme imkanı bulmuştur.
23 Nisan 1920 ‘ de atılan temelin son basamağını teşkil eden 1982 Anayasası , batılı anlamdaki demokratik hukuk devletinin bütün özelliklerini taşımaktadır.
Gerçek Anayasanın 106 yıllık yaşantısı Türkiye’ye çok şeyler kazandırmıştır.
Herşeyden önce Türkiye, artık bir Anayasa’nın vücut verdiği yönetimi benimsemiş ve meclisleriyle , bağımsız yargı organlarıyla , yararlı kurumlarıyla Anayasayı vazgeçilmez yasası olarak kabul etmiştir.
ATAM YÜZYILLAR GEÇSEDE BENLİĞİMİZDESİN.
NOT: 23 Nisanda çıkmasını rica ediyorum.
HASAN ÖZBEK DÜNYA BABALAR GÜNÜ Her yıl Haziran ayının 15 ‘inde Dünya Babalar Gününü kutlarız.
Babalar Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü ABD ithal edilen günlerdir.
Baba; Evin direği, Kadının sırdaşı, çocukların babasıdır.
Çocuklar dünyaya geldiği günden itibaren babasına büyük bir sevgi ve güvenle yaklaşır, kendisini büyüten, yetiştiren olduğunu anlar ona minnet borcunu olduğunu bilincine varır.
Baba ise , kendinin bir parçası olduğunu, çocuğu için her türlü gayret gösterdiğini bir babanın en büyük mutluluğu çocuğun sağlıklı olmasıdır.
İyi yetiştirmek topluma yararlı olması için yanında bulunmasıdır.
Amma: Eğitimsiz babalar, intikam ve ihtiras peşinde koşan babalar var.
Bunlar çocukların yanında annelerini cinayet işleyerek öldürüyorlar, ağır yaralıyorlar.
Bu dünyada bilhassa bizim gibi demokrasi ve batı ülkelerde neden olmuyor.
Bunun başında ( EĞİTİM) gelir.
Eğitim bir toplumun temel taşıdır.
Mustafa Kemal Atatürk ( EĞİTİMSİZ TOPLUMLAR YÜKSELEMEZ) demiştir.
Bir babanın görgü ve yaşadığı ortamda çok önemlidir.
Ben köylü çocuğum.
Köyden okumak için ilk defa Ankara’ya geldim.
Diğer kardeşlerimde 1947 ‘de Isparta’ya gelerek tahsilimize devam ettik.
Ülkemiz deprem kuşağıdır.
Dünyanın en büyük depremi 11 ilimizde cereyan ederek 100 ‘lerce çocuğumuz babasız ve yetim kaldı.
Bu çocukları eğitmeli, uyuşturucu satışları ve içmelerini önlemelidir.
Kötü niyetli ve zalim insanların ve toplulukların eline düşmemeleri için devletin maddi ve manevi destek vermelidir ve vermeye de devam ediyor.
BİR BABA BIÇAKLA EŞİNİ YARALIYOR VE ÖLDÜRÜYOR HAKİM BIÇAK( SUÇ) UNSURU DEĞİLDİR DİYE HAFİF CEZA VERİYOR.
Bir baba Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 18 yaşından aşağı kız çocuklarının para karşılığı evlendirildiğini bir imam çıkıyor 6 yaşında kız çocuğu 15-20 yaşında erkeklerle evlenebilir diyor.
Ey Baba: % 99 Müslüman bir ülkede yaşıyoruz.
Dünya bizi seyrediyor ve bizi görüyor.
Babalar Günü olarak önemi çok büyük ve anlamlı bir günde bunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum.
Çünkü bu dünyada hepimiz geçiciyiz amaç; iyi nesiller yetiştirmeliyiz.
Bu da Babaların 1.
Görevi olmalıdır.
HASAN ÖZBEK NOT: Bu yazı 15 Haziranda çıkacak.
DÜNYA ANNELER GÜNÜ Elim titreyerek Anneler Gününü nasıl kutlayalım diye kendimi sorguluyorum.
Evet; Demokrasi ülkelerde Anneler Günü coşkuyla kutlanıyor.
Anne( Eş,Kardeş,Bacı,Arkadaş,Dost,Erkeğin Simgesidir.) Gel gör ki ülkemizde her gün en az 10 kadın gerek eşleri tarafından ,gerekse akrabaları tarafından hayatlarını kaybediyorlar.
Ondan sonra gelelim Dünya Anneler Gününü ülkemizde kutlayalım.
Bu; organ yetmezliği gibi tıp da; kalp, beyin, karaciğer, böbrekler ,akciğer gibi her gün insanları derin bir üzüntüye gark ediyor.
Nedir; Annelerimize karşı alerji nedir annelerimize karşı husumet nedir.
Ey Erkek: ( Seni 9 ay 10 gün karnında taşıyan geceleri uyumayan, seni sırtında kucağında taşıyan bu cefakar, fedakar annelere neden bu husumet nedir.) MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ( ULUSLARARASI KADINLAR BİRLİĞİNİ 1935 YILINDA TÜRKİYEYE DAVET ETTİ.) 36 ülkeden 360 delege katıldı.
Türkiye’den 24 delege temsil etti.
Atatürk tüm delegeleri Çankaya ya davet ederek bir konuşma yaptı.( Türk Kadını hiçbir alanda erkeklerden geri kalmayacak, Türk Kadını hiçbir alanda Avrupa kadınlarından geri kalmayacak.
Türk Kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.) dedi.
Atatürk: 1934 yılında Dünyada kadınlara Seçme ve Seçilme hakkı yokken Türk Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkı verdi.
Yüzyıl önce Dünya Kadınlar Lideri idik.
Yüzyıl sonra kadın şiddeti ile dünya lideri olduk.
Ben köylü çocuğum.
Rahmetli annemin ne kadar fedakarlık yaptığını bilirim.
( Ayağıma çarık dikmek için geceleri çalıştığını bilirim.
Bir gün sordum Anne ben ne zaman dünyaya geldim.
Oğlum sırtımda ekin taşırken yani temmuz ayında hamile idim.) Bu annelere nasıl el kaldırılır, nasıl tokat vurulur.
BU ŞİDDETLER NASIL ÖNLENİR: -İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe girmesi ile -Eğitimle; Eğitim toplumun temel taşıdır.
-Yargı caydırıcı karar vermelidir.
İhal uygulanmamalıdır.
- Eğer boşanmak istiyorsa yargıya gitmelidir.
-Küçük yaşta kız çocuklarını evlendirilmemelidir.
SONUÇ OLARAK:%99 Müslüman bir ülkede Dünya bu durumumuzu dikkatle takip ediyor.80 ilin temsilcileri Isparta’nın asayişinin ne durumda olduğunu gelsin görsün.
Isparta’ya yılbaşında milli piyango çıktı.
Bunun adı da Vali Abdullah ERİN ve ekibi idi.
ERİN her gün asayiş toplantısı yaparak ilçe ve beldeleri gezerek vatandaşların sorunlarını birebir çözmeye çalışıyor.
HASAN ÖZBEK ÜLKEMİZDE ÇOCUK OLMAK BEDEL ÖDEMEKTİR.
Ulu Önder Atatürk’ün geleceğin teminatı olan çocuklara armağan ettiği, dünyada tek bayramımız olan 23 Nisan Bayramını kutladık.
Ne yazık ki: Ülkemizde yüzbinlerce çocuğumuz bu büyük bayramı kutlayamadılar.
Çocuklarımız bir yandan yoksulluk içinde bir yanda küçük yaşta öldürülmeleri ( NARİN gibi) bir yandan da uyuşturucu satıcısı ve kullanmaları her türlü yoksulluk ve sosyal dışlama riskiyle karşı karşıya.
Bir buçuk milyon çocuğumuz okula gitmiyor.
Eğitimsiz çocuk her türlü kötü alışkanlıkların peşinde koşar.
Ülkemizde çocuk işçi oranı 2024 te % 23 ‘ e kadar çıktı.
Okula gitmeyen ve okumayan çocuklarımızın istihdamı her geçen gün artıyor.
Çalışmak zorunda bırakılan yaşı da giderek artıyor.
ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL GELECEĞİN TEMİNATI OLARAK EMANET ETTİĞİ ÇOCUKLARIMIZIN BU DURUMA DÜŞMESİ 21.
YÜZYILDA İNSAN İNANAMIYOR.
BİR BABA BİR ANNE ÇOCUKLARINI BÜYÜTÜYOR YAKIN AKRABALARI, AMCALARI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜYOR.
% 99 MÜSLÜMAN OLAN DEMOKRASİ İLE YÖNETİLEN BİR ÜLKEDE BU DURUM BİZE YAKIŞMIYOR.
HASAN ÖZBE MOTOR KURYE ÜLKEMİZDE TERÖR ESTİRİYOR.
Bütün canlılar hayatlarını idame ettirmek için canla başla ekonomik sorunlarını halletmek isterler.
Bu sorun canlarını tehlikeye atmak hatta hayatlarını kaybetmek pahasına olursa o zaman biraz düşünmek lazım.
“ Devlet ne yapacaksa yapsın , motorsiklet terörünü bitirsin artık” Motor Kuryeleri trafik kurallarını hiçe sayıp araçların sağından solundan arılar gibi uçuşan vızır vızır geçiyorlar.
Büyük tehlike yaratıyorlar.
Evet; Motor kuryeleride ekmek parası kazanıyorlar.
Buna saygı göstermek lazım.
Fakat trafiği alt üst etmek yaya yolları kullanmaları yoğun trafikte tehlikeli geçitler yaya güvenliğini hiçe sayması umursamaz halleri araçların dikiz aynaları kırmaları araçlara tekme atmaları sanki ambulans gibi ayrıcalık geçiş üstünlüğü var gibi.
21.YÜZYILDA HALEN ÜLKEMİZ BUNU ÖNLEYEMİYORSA GELSİN AKDENİZİN EN SAKİN ASAYİŞ BAKIMDAN DÜZGÜN OLAN ISPARTA İLİNE BAKSIN…..
Vali Abdullah ERİN göreve başlar başlamaz motor kuryelerine gerek ceza gerekse her türlü trafik kurallarını uygulayarak motor kuryelerini asgari düzeye getirmiştir.
Devletin bir an önce bir kanun çıkararak motor kuryelerine önlem alınması lazımdır.
HASAN ÖZBEK ISPARTA SPOR 32 LİGDE KALDI AMMA….
Spor takımları da aynı siyasi partiler gibi hayatlarına son verdikleri zaman bir daha sahne hayatına zor gelirler.
Isparta sporun eski başkanlarından Atakan YAZGAN amatör kümeden 2.
Lige çıkarmak için çok mücadele etti.
1967 yılında kurulan Isparta spor 32 Rahmetli Yılmaz Şener, ve Tevfik Önem ve daha ismini unuttuğum bir sürü şahıslar tarafından kuruldu.
Ben de kurucularından biri olarak yer aldım.
Isparta spor başkanlığına Rahmetli Mustafa Aytaç, Ali Münif Özdemir eski Isparta sporun hocalarından Tarık Söyleyici ( 2 defa grup atlatan ) , İsmail Çalışkan gibi bir çok klup başkanları Isparta spor 32 ‘ yi borçsuz ve iyi bir şekilde yönettiler.
Ayrıca dışarıdan bir çok ünlü hocalar getirildi.
Bunlardan bir kaçı Ergün Erkin, Tuncay Demirbaş, İsmail Kurt ,Gazanfer Toğ, Yılmaz Gökder gibi tanınmış hocalar Isparta sporun yıllarca teknik direktörlüğünü yaptılar.
-NEDEN BU HABERİ YAZIYORUM!
111 yıllık İzmirin tanınmış takımlarından Altay 3.
Biz bu sezon zayıf takımlarla eşleştiğimiz için şans eseri kurtulduk.
Onun için gelecek sezon spordan anlayan iyi bi yönetim oluşturmamız lazım.
Aynı zamanda gerek forvet, gerek savunma, ve gerekse orta saha ve kaleci transfer etmemiz lazım.
Sporun her dalı okuldan başlar.
Gerek spordan anlayan yöneticiler gerekse beden eğitimi hocaları okullarda öne çıkan talebeleri dikkat ederek onları Isparta alt yapılarına hazırlamaları lazımdır.
Ben orta sonda talaş üzerinde kaleci antremanları yaptım.
1967 yılından beri kurucusu olduğum bu takımın ilk defa 6-0 yenildiğini gördüm.
Biz Isparta spor olarak özel maçta Galatasarayı 1-0 yenmesini bildik.
Onun için bu mağlubiyete çok üzüldüm.
HASAN ÖZBEK BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 105 YAŞINDA Türkiye siyasi tarihinde 23 Nisan’ın önemi her şeyin üstündedir.
Erzurum ve Sivas Kongrelerinden gelen Türk milletinin inancı, Atatürk’ün sesinden şöyle yükselmektir.
“ İRADEYİ MİLLİYEYİ HAKİM, KUVAYİ MİLLİYEYİ AMİL KILMAK”.
İşte bu fikir ve inanç iledir ki, milli mücadelenin ilk günlerinde bu görevin ön sıralarında yer alanlar, miili irade’ye dayanmaktan başka sakin bir yolun bulunamayacağına inanarak bu iradeyi temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisini kurmuşlardır.
Milletin kaderine, ancak millet adına hareket eden seçilmiş bir parlementonun meşru olarak tasarruf edebileceği fikri, bu şekilde doğmuş ve gelişmiştir.
Memleketimizde Cumhuriyete ulaşacak olan parlementer rejim, 23 Nisan 1923 ‘de kurulmuş.
O günden bu yana gelişerek 1982 Anayasası ile batılı anlamda demokratik hukuk devleti birliğine ulaşmıştır.
Modern Türkiyenin ilk temeli 23 Nisan 1920 ‘de atıldıktan sonra bu şekilde kurulmakta olan devlet için ilk , 23 maddelik Anayasa, 1921 senesinde kabul edilmiştir.
Bu anayasanın 1.
Maddesi: “ Egemenlik şartsız milletindir” diyerek, yürütme ve yasama yetkilerin Büyük Millet Meclisine ait olduğu özellikle belirtilmişti.
Kurtuluş Savaşının özelliklerine cevap veren 1921 Anayasası, memleketin düşmandan tamamen arınmasından sonra, 1961 yılına kadar yürürlükte kalmış olan 1924 Anayasasına yerini vermiştir.
Cumhuriyeti ve Parlementer Rejmi yerleştirmekte yeni bir adım daha atmış olan Memleketimiz, 1924 Anayasası ile egemenliğin millette olduğu prensibi içerisinde, yeni bir düzene kavuşmuştur.
Artık memleket idaresi, seçilmiş bir meclis ile, yasama ve yürütmenin nispeten birbirinden ayrıldığı, yargı erkinin tamamen bağımsız olduğu bir siyasi rejmin kapısından içeriye girmiştir.
Ufukta, gardli anlamında bir parlementer rejim görülmektedir ve bu rejmin ayrıntılı niteliği milli egemenliğin üstünlüğüdür.
Senelerin geliştirdiği memleketimiz, 23 Nisan 1920 ‘den aldığı inançla 1982 Anayasanın’da aynı prensibin ışığı altında bir kurucu meclis aracılığıyla hazırlamış, ve Türk seçmenin kabulüne sunmuştur.
Bu Anayasamıza göre, egemenlik, yüne kayıtsız şartsız milletindir.
Bu egemenlik, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organ eliyle kullanılır.
Egemenliğin kullanılması, hic bir surette belli bir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılmaz.
Hiç kimse ve organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz.
ŞAHIS, ZÜMRE VE SINIF ÜSTÜNLÜĞÜNÜ RED EDEN ANAYASAMIZ BU NİTELİKLERİ İLE , BATILI ANLAMDA DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNİN BÜTÜN ÖZELLİKLERİNİ TAŞIMAKTADIR.GELİŞEN SOSYAL VE POLİTİK ŞARTLARI MODERN HUKUK VE SİYASET İLMİ AÇISUNDAN DEĞENLENDİREN 1982 ANAYASASI, 23 NİSAN 1920’nin SON BASAMAĞINI TEŞKİL EDER.
BU DÜZENİN KORUNMASI , ANAYASAMIZIN İFADESİ İLE, ( HÜRRİYETE , ADALETE,FAZİLETE AŞIK EVLATLARIN UYANIK BEKÇİLİĞİNE EMANET EDİLMİŞTİR.) HASAN ÖZBEK NOT: 23 NİSANDA ÇIKACAK.
HER AY 20 KADIN CİNAYETLERİNDE ÖLDÜRÜLÜYOR.
Müslüman bir ülkede mi yaşıyoruz.
Yoksa Ortadoğu Ülkelerin birisinde mi yaşıyoruz.
Anne, Bacı, Kız kardeşi olan bu kadınlarımızı her gün eşi, kardeşi, oğlu tarafından günde 10 kadın cinayete kurban gidiyor.
99 Müslüman olan bir ülke de mi yaşıyoruz?
Anayasamızda kadın ve erkek eşit haklara sahiptir.
Mustafa Kemal Atatürk ( 1934 yılında Dünya Kadınlarında Seçme ve Seçilme Hakkı yokken Türk Kadınlarına Seçme ve Seçilme Hakkı verdi.) Kadın bir toplumun temel taşıdır.
Ben köylü bir çocuğum.
Rahmetli annemin köyde ne kadar cefakar ve fedakar olarak çalıştığını bilen bir insan olarak kadın cinayetleri beni üzmeye devam ediyor.
Kadın Cinayetleri hem de çocukların yanında işleniyor.
Peki bu çocuk büyüdüğü zaman topluma yararlı mu?
Tabi ki hayır NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ ?
İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe girmesi ile Her savcı ve hakimler ezici cezalar uygulamalı.
Kadına tek tokat dahi vurulursa ceza verilmelidir.
İhal uygulamaları kadın cinayetlerinde kaldırılmalıdır.
Daha dünyayı tanımayan büyümekte olan çocukları annesiz ve babasız yetim bırakmamalıdır.
Her şey eğitimden geçer.
Eğitimli insanlar her şeyi hukukta arar.
Kadın cinayetleri 21.
Yüzyılda Müslüman bir ülkeye yakışmıyor.
BU TAKIM ISPARTAYA LAİK DEĞİL...
Komşumuz Kepez spor Futbol A.Ş.
ilk 10 dakikada 3-0 mağlup duruma düştük.
Galiba komşuluk hatırı var diye.
Isparta 32 spor sahada amatör takım mı var diye kendi kendime düşündüm ve söylendim.
Takımda oyun sistemi yok.
Oyuncular top benden gitsin diye ne olursa olsun anlayışı içindeler.
Hiçbir oyuncu ne yaptığını bilmiyor.
Forvet te tek oyuncu ile gole gitmeye çalışıyorlar.
Takımda orta saha yok.
75 senelik sporun içinde gelen bir gazeteci olarak Isparta 32 sporun 14 dakikada 3 gol yediğini ilk defa gördüm.
Halen yöneticiler; takıma ve hocaya çeki düzen vermiyorlar.
Futbol takım oyunudur.
Bunu bilen kaç yönetici var ben halen bilmiyorum.
Isparta’nın reklamı yerle bir oldu.
Evet bu sezon belki grupta kalabiliriz.
Gelecek sezon gerek yöneticilerle gerekse hoca mutlaka değişmelidir.
Spor siyasetle ilişki kurarsa bu duruma düşer.
KURUCUSU OLDUĞUM İÇİN ÇOK ÜZÜLÜYORUM.
Devreden sonra sahayı terk ettim.
HASAN ÖZBEK LİDER NEDİR, NASIL OLMALIDIR.
Dünyanın olduğu gibi ülkemizin de 2020 yılında en büyük sorunu Corona Virüs’ tü.
Çünkü bu virüs geliyorum demez hazır olun da demedi.
Ne dedi: Senin canını almaya geliyorum dedi.
Sanki Azrail gibi.
Bunun için dünyada ve Ülkemizde binlerce can kaybı oldu.
Virüs, ırk, cins, din ayrımı yapmıyor, topyekün can alıyor.
O halde ne yapmalıydık.
Dünya Virüs karşısında birleşti.
Her ülke virüs aşısını bulmak için mücadele etti.
Tabi ki her ülke olduğu gibi ülkemizde de Liderlere çok iş düştü.
Akıl Akıldan üstündür.
Onun için liderlerin bir masa etrafında oturup fikirlerini açıklaması ve ortak akla hizmet etmelidir.
Lider, eğitimli, deneyimli, adil kişidir.
Yani Liyakatlidir.
Gerçekten yanadır.
Liderler önce vatandaşın çıkarını ön planda tutarlar.
Liderlik sadece devleti yönetmekle değildir.
Devleti yöneterek insanı mutlu kılmaktır.
Kısaca hukuka saygılı mutlu insanlar yaratmaktır.
Sayın Valimiz Abdullah ERİN göreve başladığı zaman yaptığımız kısa bir söyleyişle ( Ben hukuktan yanayım, kimseyi tefrik etmem ayırmam dedi.) 2 ay geçti Vali ERİN’i Isparta da 60 senelik gazetecilik hayatımda yeni Vali nasıl diye soran yok Yeni Vali iyi diye soran var.( Ben de yılbaşında Isparta’ya piyango çıktı dedim) Onun adı da Vali ERİN ‘dir.
Vali ERİN göreve başlar başlamaz ilçe, köyleri gezerek vatandaşların sorunlarını dinledi, yapılması gerektiğini yaptı, yapılmayanı ilgili makamlara gönderdi.
Evet Lider bugün çok zor süreçten geçiyor.
Vali ERİN geldiği günden beri her gün asayiş toplantısı yapıyor.
Bilhassa trafik sorununu en asgariye indirdi.
Bilhassa eğitim, sağlık sorunlarını yakından ilgilendi.
Bugün dünya bütünleşiyor.
Bizim ülkemiz de bütünleşmelidir.
Mutlaka bu karanlık günler geçecektir.
Muhammet ne demiş`; Kınamayınız kınadığınız başınıza gelmedikçe ölmezsiniz.
Kurtuluş, sabırdan doğar.
Büyük Şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in kızına yazdığı bir şiirle bitirmek istiyorum.
Neşeli ol neşeli Varsın desinler deli Eğlenmeli, gülmeli Her gün her zaman kızım.
HASAN ÖZBEK DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, Demokrasi ülkelerde bugünü kutlamanın her ülkenin vazgeçilmez hakkıdır.
Ülkemizde her gün yüzlerce kadın cinayetleri işleniyor.
Bunların çoğunluğu ölümle sonuçlanıyor.
Yüzlerce yaralı bırakıyoruz.
İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasından sonra kadınlarımız bu cinayetlerin neden fazlalaştığını gün olmuyor ki ( Kadın Cinayeti olmasın) Bu cinayetlerin çoğunluğu eş, akraba ve yakınları tarafından işleniyor.
Kadın boşandıktan sonra başka bir erkekle evlenmek istiyor.
Eski eşi geliyor( Sen Evlenemessin diyor silahını çekip hem de çocuğunun yanında eski eşini öldürüyor veya yaralıyor.) Bu çocuk büyüdüğü zaman Baba sen annemi öldürdün ben de seni öldürücem demez mi.
Küçük yaşta kız çocuklarına cinsel tecavüzde bulunuyor.
Narin gibi küçük yaşta boğularak öldürülüyor.
Tüm bu kadın cinayetleri % 99 ‘ u Müslüman ülkemize allah aşkına yakışıyor mu?
Ulu Önder Atatürk 1934 yılında daha dünyada kadınlara ( Seçme ve Seçilme Hakkı yokken ülkemize Seçme ve Seçilme Hakkı sağladı.) İstiklal Savaşında Kara Fatmalar, Emineler, Ayşeler sırtlarında cephane taşıdılar, hatta ellerine silahları beraber erkekle ve düşmanla savaştılar.
Ben köylü çocuğum, rahmetli annem sırtında dal ve ekin taşırken bana geceleri çarık dikerdi.
Bunu yaşayan bir insan olarak , ülkemizde kadınların bu durumuna üzülüyor ve utanıyorum.
Sonra da kalkıyoruz Çalışan Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.
KADIN CİNAYETLERİ NASIL ÖNLENİR: İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe konulması ile Yargıya çok önemli gören düşüyor.
Suçu işleyen sanıklara caydırıcı cezalar verilmeli.
Efendim kravat takmış sanığa İhal durumu uygulamamalı.
Anayasa erkekle ve kadınların eşit haklara sahip tefrik edilmez.
Küçük yaşta kız çocuklarımız evlendirilmemelidir.
Maalesef Doğu ve Güney Doğu Bölgelerimizde 18 yaşın altındakiler evlendiriliyor.
Bu durumda baba-anneye gerekli caydırıcı cezalar verilmelidir.
HASAN ÖZBEK NEDEN ÜLKEMİZDE SPORCU YETİŞMİYOR.
Sporun içinden gelmiş, 10 sene tüm spor dallarında oynamış, 1967 yılında Isparta sporun kurucuları arasında yer alan bir kimse olarak, bugün ülkemizde sporun durumuna üzülüyorum.
Milyonlarca EURO ve USD vererek dışardan sporcu alıyoruz.
Son derbi Galatasaray-Fenerbahçe maçında ( Yabancı Hakemler getirdik.) Bir Futbol takımında 3 te 2 si Yabancı ancak 10 futbolcu Türk.
Onlara verilen milyonlarca EURO ya yazık.
Neden Türk Hakemleri varken Yabancı Hakemler getiriyoruz.
1950 yıllarında, Ispartamızda 1942 yılında Rahmetli Halıcı Tahsin BİLGİNER tarafından kurulan halen amatör olarak faaliyet gösteren Merkez Gençlik Klubü olarak Ispartayı temsil ediyordu.
Bilhassa yaz aylarında komşu illerle yapılan futbol,basketbol,hentbol gibi spor dallarında başarılı olunuyordu.
Bilhassa bu takım liseli oyuncular oluşturuyordu.
O yıllarda çim saha yoktu.
Gençlik Spor Müdürlüğü de yoktu.
Tek memur ve hizmetli vardı.
Ben hentbol kaleciliğinden yetiştim.
Talaş üzerinde antrenman yapıyorduk.1955 yılarında Ispartalı 10 oyuncuyu Antalya Lisesi çağırarak okuttu.
O yıllarda Antalyada mefhumu yoktu.
Isparta da vardı.
Şimdi tamamen tersi oldu.
Neden Ülkemizde Spor Faaliyet yok.
Yozlaşmanın sorumlusu sporun federasyon başkanları, yöneticiler, klüp başkanları.
Her türlü spor dalı siyasetten uzak tutulmalıdır.
SPOR OKULLARDA BAŞLAR.
BEN ORTAOKUL SON SINIFINDA BAŞLADIM.
SPORUN GELİŞMESİNDE BEDEN TERBİYESİ HOCALARIN ROLÜ BÜYÜKTÜR.
BUGÜN DERSLERİN ÇOK ZOR OLMASINDAN SPORA ZAMAN AYRILMADIĞINI SÖYLEYENLER VAR.
Bizim zamanımızda sınıfta kalma yoktu.
Eleme ve bitirme imtihanları olarak 2 imtihandan geçerdik.
O yıllar daha zordu.
Ben eski bir sporcu olduğum için ülkemizin spor durumuna üzülüyor ve utanıyorum.
HASAN ÖZBEK EĞİRDİR GÖLÜNE 2025 YILINDA SU AKIMI YAPILACAK.
Isparta Valisi Abdullah ERİN ile kısa bir söyleyişte bulunan Gazeteci Hasan Özbek Eğirdir Gölünün sorunlarını dile getirdi.
Isparta Can Damarı Eğirdir Gölü SDÜ’ nün hazırladığı proje ile Çevre Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ortaklaşa ihale ile 2025 yılında Aksu Çayından Eğirdir Gölüne 50 milyon metre küp su akacak.
Bunun için 2 Bakanlık ihale için gerekli çalışmaya başlamıştır.
Önce Eğirdir Gölünün çamuru temizlenecek sonra su akıtılacak.
-EĞİRDİRE FEN LİSESİ AÇILIYOR.
İstanbulda ikamet eden İşadamı Hüseyin ERDOĞMUŞ Eğirdire Fen Lisesi ve Pansiyonunu yapacağını bunun için gerekli çalışmalar başlandı.
ISPARTAMIZDA ASAYİŞ DÜZELDİ.
Isparta Valisi Abdullah ERİN göreve başlar başlamaz her gün asayiş toplantısı yapıyor.
Bilhassa trafik kazalarının azaldığını gerek Emniyet Müdürlüğünün gerekse Jandarma Komutanlığının gece gündüz çalışarak Ispartamızın asayişinin normale dönmeye başladığını söyleyen ERİN Emniyet ve Jandarma mensuplarına teşekkür etti.
-ISPARTA SPOR 32 VALİLİKTEN YARDIM.
Spor aşığı Vali Abdullah ERİN fırsat buldukça Ispartaspor 32 maçlarına gelmektedir.
Vali ERİN klübe maddi yardım yaptığını Ispartamızın İşadamları ve Esnafın da yardım yapmasını istemektedir.
Çünkü Isparta spor 32 Ispartanın reklamıdır.
Bu klübü ayakta tutmalıyız.
HASN ÖZBEK DÜNYA KADINLAR GÜNÜ 5 Aralık Dünya Kadınlar Günüdür.
Bir toplumun uygarlık düzeyi kadına verdiği değer ve tanıdığı haklarla ölçülür.
Toplum ne kadar geri ise, kadın o kadar ezilmiş, toplum ne kadar uygar ise kadın o kadar hak sahibi olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk 1934 yılında dünyada seçme ve seçilme hakkı yokken Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verdi.
90 yıl geçmesine rağmen Türk kadınına verdiği bu haklar bugün ne durumda: Bu yazıyı yazarken elleri titriyor.
Çünkü kadın hakları bugün hiç de iç açıcı değil.
Bir yılda 309 kadın çoğunluğu eski eşleri ve akrabaları tarafından öldürüldü.7000 kadın cinsel saldırıya uğradı.
2 yaşındaki kız çocuğuna cinsel saldırı yapılarak öldürüldü.
Gerek BMM de ve resmi kuruluşlarında kadınlarımıza gereği gibi yer verilmemiştir.
Ülke nüfusunun yarısını teşkil eden kadınlarımız bu duruma düşmesini anlamak mümkün değil.
Ülkemiz kadını, siyasi ve uygar bütün haklara sahip bulunmaktadır.
Diğer pek çok ülke kadınlarının kazanamadıkları bu haklar için mücadele konusu çoktan kapanmıştır.
Türkiye de kısa zamanda yapılan türlü devrimlerin uygarlık tarihi bakımından en önemlisi kadın hayatına ait olan hukuki ve toplumsal değişikliklerdir ve dünya ulusları büyük Türk devrimlerinin en büyük özelliği olan kadınlarımızla ilgili gelişmeyi ele almaktadırlar.
Yalnız, kadınlarımızın kanunen sahip oldukları hakları benimseyecek ve kullanabilecek olgunluğa gelmeleri kendilerine açılan yetişme ve gelişme olanaklardan yararlanabilmeleri , her türlü özellik ve emekleriyle ülke hizmetine büyük çapta katılabilmeleri için daha bir çok çabaların harcanması gerekmektedir.
Başlangçta, erkeğin yanıbaşında, onların yardımcıları olarak benimsenen kadın , zamanla diğer bir çok sosyal konularda kendini göstermiştir.
Yeni dünyanın armağanı sayılan kadın hareketleri yalnız medeniyetin beşiği olan Avrapa da değil , aynı zamanda İslamiyetin yayıldığı ülkelerde de çok olumlu karşılanmıştır.
Bu sahada en önemli işleri yapan devlet olarak, ülkemizi gösterebiliriz.
Atatürk ten bu yana ülkemizdeki kadın devriminin sonuçları bilinmektedir.
Türkiye bu sahada yakın doğu uluslarına örnek olmuştur.
Kadınlarımızın toplumsal durumlarındaki gelişmenin ulusal tarihimiz ve geleneklerimizle olan yakın ilgisi ve bugün içinde bulundukları hayat koşulları hakkında gerek araştırma ve incelemeler tüm olarak yapılmış sayılmaz.
KADINLARIMIZA ŞİDDET NASIL ÖNLENİR -İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe girmesi ile -Kadına Şiddet olaylarında caydırıcı cezalar uygulanmalı -Kadına vurulan tek bir tokat bile cezalandırılmalıdır.
-İhal uygulanmamalı, suçlu kravat takarak masumiyet karinesine bürünmemeli -Avrupa yasalarına bizde uymalıyız.
İLK DEVRİM YILLARINDAN BU YANA, ATATÜRK’ÜN KENDİSİ İÇİN ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜMEYE BAŞLAYAN TÜRK KADINI,DEVRİMİN GEREKTİRDİĞİ GENİŞ EĞİTİM OLANAKLARINDAN YARARLANARAK HER TÜRLÜ MESLEKLERDE BAŞARIYA ULAŞMIŞ , GEREK ÜLKE BİLGİSİNİ GELİŞTİRMESİ KONUSUNDA ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMIŞ VE YAPMAKTADIR.
Kalkınmış bir ülkenin temel taşı, uyarılmış, eğitilmiş, ekonomik özgürlüğe ve toplumsal sorunlara sahip, kalkındırılmış kadındır.
HASAN ÖZBEK ISPARTADA HAFTANIN HER GÜNÜ ASAYİŞ TOPLANTISI Ispartanın Yeni Valisi Abdullah ERİN ile kısa bir söyleyiş yapan Gazeteci Hasan ÖZBEK Ispartada ki asayiş ve güvenlik durumunu sorması üzerine Vali ERİN ( Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan asayiş ve güvenlik sorunlarını ele alarak 81 il bazında kısa zamanda asayiş bakımından iyi iller arasına getirildi.
Vali ERİN haftanın her günü Emniyet, Jandarma ve asayişle ilgili kurumlarla toplantı yapıyoruz yoğun ve kişisel bir çalışma neticesinde meydana gelen suçlarda azami ölçüde azalma görüldü.) Bihassa kural ihlali trafik artışları vardı.
Ispartamız da bilhassa motorsiklet sürücülerinin en fazla trafik kazaları yapmalarıdır.2023 yılı 10 ayında toplam 25 bin motorsiklet kontrolü yapıldı.
2024 yılı ilk on ayında toplam 50 bin motorsiklet kontrolü edildi.
2024 yılı toplam 61 milyon TL para cezası kesildi.2023 yılında toplam 15 milyon TL para cezası kesildi.
EĞİRDİR GÖLÜ KURUMAKTAN KURTULUYOR….
Vali ERİN Ispartan’ın Can Damarı Eğirdir Gölünü bu yılın Aralık ayında DSİ ile yapılan anlaşma ile ihale edilerek Aksu Çayından 50 milyon metreküp su akıtılacak diyen Vali ERİN Eğirdir Gölü eski seviyeye kavuşacaktır.
Vatandaşlardan ricam gölden aldığınız suyu idareli ve tasarruflu kullanmanızdır.
Çünkü bu gölden kerevit ve balık ayrıca 1 milyon ton Türkiyenin en çok elma üreten ilçesi durumundadır.
Tekrar bütün hemşehrilerimden ricam hepimiz bu suyu tasarruflu kullanalım.
TARHİ ÇARŞI POLİS KARAKOLU YIKILIYOR… Yarım asırdan fazla Ispartanın ilk ve tarihi Çarşı Polis Karakolunun yıkılması için Belediye Başkanı ile görüşerek kısa zamanda yıkılmasına başlanacaktır.
MÜSAİT OLDUKÇA ISPARTA SPOR 32 MAÇLARINA GİDECEĞİM.
Ispartaspor 32 maçlarına müsait olduğum sürece her zaman gideceğim.
Ben sporu seviyorum.
Ispartaspor 32 nin üst basamaklarına çıkmasını arzu ediyorum.
Ocak ayında mutlaka transfer yapılarak aksayan mevkileri düzeltilmesi lazımdır.Çünkü Isparta spor 32 Ispartanın reklamıdır dedi.
HASAN ÖZBEK VALİ ERGİNLE ISPARTANIN SORUNLARINI KONUŞTUK….
Ispartanın Yeni Valisi Abdullah ERGİN göreve başlar başlamaz kollarını sıvadı.
Yıllarca geçmiş sorunlara el atan ERGİN Ispartanın can damarı Eğirdir Gölü, On seneden beri yıkılan diz boyu otların büyüdüğü Isparta Müzesi ve Ispartanın ilk Polis Karakolu Çarşı Karakolunun yıkılma sorunlarını konuştuk… Eğirdir Gölünde oluşan Düdenler DSİ 18.Bölge Müdürüyle yapılan anlaşma ile kapatılıyor.Eğirdir Gölünde ortaya çıkan Düdenler Barla Köyü, Boyalı süpergelik mevkiinde bulunan devasa Düdenler DSİ 18.
Bölge Müdürlüğü ekiplerince kapatılıyor.
Bu kapatma işi 1 hafta sürecektir.
Vali Ergin benim en büyük sorunum Eğirdir Gölüdür.
Çünkü Eğirdir Gölü Ispartanın can damarıdır.2025 yılının ilk ayında ihale edilerek Eğirdir Gölünü kurumaktan kurtaracağız.
Göle su akımı sağlayacağız.
Eğirdir Gölünü eski düzeyine kavuşturacağız diyen Vali ERGİN gerek Kaymakam Bey, gerekse Belediye Başkanımız her türlü desteği veriyor.
Kendilerine teşekkür ederim.
Isparta Merkezimizdeki Müzemiz 2024 yılı tasarruf tedbirleri dolayısıyla ihale edilmedi.
2025 yılında ihale edilerek Isparta Müzesi eski görevine devam edecektir.
Ispartanın ilk tek Çarşı Polis Karakolu uzun yıllardan beri depreme dayanaksız olduğu için yıkılmayı bekliyor.
Vali ERGİN Karakol için Belediye Başkanımızla yaptığımız söyleyişte en kısa zamanda etrafa zarar vermeden yıkılacağını söyledi.
Ispartanın Sembolü ve Reklamı olan ISPARTASPOR 32 maçlarına müsait oldukça gidiyorum.
Be sporu çok seviyorum.
Bir an önce alt sıralarından düzlüğe çıkmasını bekliyorum.
ISPARTANIN KURUM VE KURULUŞLARI İLE GEREK MAKAMIMDA GEREKSE İLÇE İLÇE KÖY KÖY GEZEREK HER GÜN TOPLANTILAR YAPIYORUZ.
ISPARTANIN SORUNLARINI MASAYA YATIRIYORUZ.
ÇÖZÜM ARIYORUZ.
GEREK EMNİYET GEREKSE JANDARMA YETKİLİLERİYLE YAPTIĞIM TOPLANTILARDA ISPARTAMIZDA ASAYİŞİN İYİ OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR.
ZATEN ISPARTAMIZ SAKİN BİR İLDİR.
HASAN ÖZBEK ACI GÜNÜMÜZ 10 KASIM Büyük Kurtarıcı, Büyük Asker, Büyük Devlet Adamı ve Büyük Devrimci Atatürk’ün aramızdan ayrılışından bu yana geçen yıllar 86 yılı buldu.
Atatürk’ün bütün ömrü Türk Milletine hizmet etmek, onu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için savaş vermekle geçti.
Askeri alandaki zaferlerini o yüzden siyasi rejim, hukuki düzen, sosyal hayat, ekonomik bağımsızlık gibi, birbirini tamamlayan alanlardaki zaferleri izledi.
Ancak bütün bunları yaparken getirdiği yeniliklerin ve devlet adamı sıfatı ile giriştiği icraatın temelinde yatan fikir sistemi bir bütün halinde hala ortaya çıkarılmadı.
Bu eksiklik yüzünden olacak, Atatürk’ü herkes ,kendi işine gel amacından saptırma çabaları onun( Demokratik düzene bağlılık sayesinde başarısızlığa uğramıştı.) 1961 Anayasası, Demokratik düzeni kurmayı, Atatürk Devrimleri korumayı, varlığımızın temel taşı olarak değerlendirilmişti.
Kendisinin ulusuna yaptığı laik ebedi istirahatgaha kavuşturulması ona olan şükran borcumuzun binde birini bile ödeyemeyiz.
Onu sevenlere bu noktada ciddi bir görev düştüğü şüphesizdir.
BUGÜN ACI GÜNÜMÜZ CUMHURİYETİMİZİN GELECEĞİMİZİN VE VARLIĞIMIZIN HİÇ ESKİMEYEN VE HEP VARLIĞI İLE ÖVÜNDÜĞÜMÜZÜN TEMEL TAŞIDIR.
ATAM RAHAT UYU SENİ RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUZ.
NOT: Bu yazı 10 Kasımda çıkmasını rica ediyorum.
HASAN ÖZBEK 30 YILLIK BERABERLİK….
1 KASIM 2024 9.Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirelin 100.
Doğumgünü İslamköydeki Anıt Mezarında ve SDÜ de büyük bir özlemle anıldı.
Demirel gerek Başbakan iken gerekse Cumhurbaşkanı iken 30 yıl Ispartanın tüm ilçe, belde ve köyleri ile yakın komşu illerinde bir gazeteci olarak gezmek fırsatını buldum.
Süleyman Demirel 1 Kasım 1924 de doğum gününde Cumhuriyetten 1 yıl sonra doğmuştu.
Demirel bir konuşmasında şunları söylemişti.( Ben bir köyde yani İslamköyde doğdum.Yani bir köyün çocuğuyum.
Devletimizin sayesinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldum.
Bu cumhuriyetin sağladığı imkanlarından faydalandım.
Tüm bunlar Atatürk Devrimleri ve Cumhuriyet sayesinde oldu.
Mustafa Kemal Atatürke çok şey borçluyuz.) Isparta deyince Süleyman Demirel akla geliyor.
Onu hiçbir zaman unutamıyoruz.
Ispartay gezerken daima Atatürkden bahseder onun yolundan ayrılmayalım derdi.Süleyman Demirel Havalimanı, Süleyman Demirel Üniversitesini kuran Demirele Eğirdir Gölünün suyunu Ispartaya bağlayan halen içme suyu olarak kullanıyoruz.
Ispartanın dağı, taşını orman ağaçlarıyla süslet-yen yine Demireldir.
Demirel siyasette olduğu kadar sabırlı, herkesin fikirlerini dinleyen soğukkanlı bir siyasetçidir.
Birgün Eğirdir duble yolunu açarken Gazeteci arkadaş bu yolu Barladaki yazlığınız için açıyorsun demesi üzerine gülerek ( Eğirdir ileride Turizm ilçesi olacaktır) dedi.
Cumhurbaşkanı olduktan sonra Ispartalı vatandaşlarla bende 3 defa Çankaya Köşküne gittim.
Orada bir defasında söz sahibi oldum.
Sayın Cumhurbaşkanım Süleyman Demirel Üniversitesi ne zaman açılacak dedim.( Sert bir ifade ile ayağa kalktı Açılacaktır.) dedi.
Yüzümdeki ifade değişmiş olaki ayrılır ken elini öptük.
Giderken arkamdan gelerek elimden tuttu bir vatandaştan özür dilercesine elimi sıktı.
Bu fotoğraf evime saklıdır.
Senirkent ilçemizde sel felaketi yaşandı.3 gün sonra başsağlığı dilemek için bende Senirkente gittim.
Yaşlı bir şahıs ( Ne yüzle geldin sana kaç defa bu tepeden bizi ovaya çıkar tepeden suyu birkaç kere ayrıştır dememize rağmen şimdiye kadar hiçbir şey yapmadın dedi.) Süleyman Demirel 7 yıllık Cumhurbaşkanı döneminde hep anayasaya sadık kaldı ve adil ve mükemmel bir yönetim sergiledi.
17 Haziran 1915 günü 90 yaşında kaybettik.
Ben hayatım boyunca Demirelden ilham aldım.
Sabırlı olmayı , dinlemeyi, herekesin fikirlerine hürmet etmeyi öğrendim.
Ispartayı iyi tanıyorsam Demirelin sayesindedir.
DOĞUM YILDÖNÜMDE BİR KERE DAHA RAHMETLE ANARKEN TÜRKİYE SENİ ANIYOR VE ARIYOR.
HASAN ÖZBEK CUMHURİYET 101 YAŞINDA “İlel’ebed yaşayacak ” Bizzat Kurucusu Atatürk tarafından da açıkça ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, bugün 101 yaşını tamamladı.
Böylece Türk Ulusu, artık 86 milyonu aştığı bilinen nüfusun büyük çoğunluğu Cumhuriyet devrinde doğmuş evlatlarının yönetiminde, tarihe bir cumhuriyet yılı daha hediye etti.
Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını izleyen ilk yıllar, onu yaşatabilenlerin başarısını ve Türk ulusuna olan inançlarındaki isabeti ispatlıyordu.
Cumhuriyetin her yeni yıldönümü bir yeni anlam kazanmaya başladı.
Yıllar ilerledilkçe, ezilen uluslar uyandıkça, Türkiye Cumhuriyetinin her yıldönümü bir yeni anlam kazanmaya başladı.
Çünkü bağımsızlık savaşına giren uluslar için Türkiye Cumhuriyeti, artık somut haline gelmişti.
Ancak bu noktada bir ayrım yapmak gereklidir.
Türkiye Cumhuriyetini kuranlar, yeni Türkiye’yi herhangi bir ideolojinin eline teslim etmeyecek kadar dikkatli ve uyanık davrandılar.
Türkiye ve Türk Ulusu için kaç kuşağın ızdırabına paylaşacağı bilinmeyen hayal ülkeleri vaadinden sakındılar.
Her derdimizi, laik cumhuriyet rejimi içinde çözebileceğimiz ve çağdaş uygarlık düzeyine kısa zamanda ulaşabileceğimiz inancını , bütün uygulamaların temel taşı yaptılar.
İnsan Haklarına dayanan Milli, Demokratik, Laik, ve sosyal bir hukuk devleti kimliğine 1961 Anayasası ile bürünen Türkiye Cumhuriyeti, bu temel taşı üzerine oturturulmuştur.
Türkiye de Cumhuriyetin ilanı, ulusumuzun dışa karşı bağımsızlık savaşı ardından gelen ve bağımsızlık savaşının içeride de kazanıldığını gösteren olaydır.
Çünkü, Türkiye de ulusun Osmanlı Hanedanının vasiyetinden kurtulup kendi kendine ilelebet yönetmeye karar verdiğini ortaya koyan olay, budur.
Bugün 101 yaşına basmış olan Demokratik Rejim, işte bu başlangıcın doğal bir sonucu olarak vardır ve onun varlığı Cumhuriyetimizin kuruluş amacına uygun bir gelişme içinde olduğunu ispatlayan en önemli delildir.
BAŞTA MUSTAFA KEMAL OLMAK ÜZERE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANARKEN RAHAT UYU ATAM.
HASAN ÖZBEK ISPARTASPOR 32 Yİ KURANLARIN KEMİKLERİ SIZLIYOR Bir yerel gazetede şöyle bir başlık var.
( ZORLU RAKİPDEN YANİ İSKENDERUN SPOR DAN BİR PUAN KOPARDIK.) Bu başlık beni çok üzdü.
Ispartasporun kurucularından benden başka kimse kalmadı.
İlk Kurucularından Yılmaz ŞENER, Tevfik ÖNEM,ve Mustafa AYTAÇ ve ismini hatırlamadığım kurucularına allah rahmet eylesin.
1967 yılında güçlü bir Ispartaspor kurduk.
Özel maçta Galatasarayı bile 1-0 yendik.
57 yıl geçti.
Bugünkü Ispartasporun durumu tüm Ispartaspor taraftarlarını ve beni üzüyor.
Neden bu duruma düştük.
-İyi bir transfer yapmadık.
-Ispartaspor 32nin dikili bir ağacı bile yok.
Ali versin Veli versin, Belediye versin her klübün bir bütçesi olmalı, bu klüp Ispartamızın reklamıdır.
Onun için, gerek yöneticiler, gerek teknik direktör bir an önce takıma çeki düzen vermelidir.
Daha Ligin başlangıcındayız.
( KÖPRÜ YIKILMADAN TAMİR EDİLMELİDİR.) Sonra pişmanlık bir işe yaramaz.
Bu yaşta maçlara gidiyorum.
Takımda sistem, pas, kondiksiyon yok.
Futbol takım oyunudur.
Her oyuncu mevkisini korumalıdır.
Forwed oyuncuları savunmaya kadar geliyorlar.
Rakiplerine fırsat hazırlıyorlar.
EY YÖNETİCİLER!
BİR AN ÖNCE KLÜBÜ BU DURUMDAN KURTARIN.
ŞİMDİYE KADAR RAHAT BİR GALİBİYET ALAMADIK.
HASAN ÖZBEK - SUÇ İŞLEYEN ÇOCUKLARININ AİLELERİDE SUÇLUDUR..
Son yıllarda ülkemizde çocuk suçlarının arttığı suç işleyen çocukların aileleri tarafından bildirilmediği onları gereği gibi koruyamadığı ailelerde sorumludur.
Gerek ülkemizde gerek dünyada hukukçular tarafından ispatlanmıştır.
İstanbul’da 2 genç kızı vahşice katleden Semih ÇELİK’in ailesine soruşturma açılmasına hukukçular tarafından değerlendiriliyor.
Eğer, anne ve baba eğer çocuğun suç işlemesinin önünü açarsa sessiz kalırsa ve çocuğunu suç makinesi olmasını izler hiçbir şey yapmazsa o zaman başka bir uygulama olması gerekir.
Sorumluluk bilinci var mı ?
yok mu ona bakmak lazım.
Evde uyuşturucu içen , yada satan bir çocuk ailesi tarafından yetkililere bildirilip tedbir almıyorsa çocuğun elinde bıçak, hatta silah görüldüğü halde bildirilmiyorsa suçtan para kazanma yoluna başvuran aileler sessiz kalıyorsa destekleniyordur.
Her yıl 150 binden fazla çocuk suç işliyor.
Bilhassa Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kız çocukları okula gönderilmiyorlar ve çocuk yaşta evlendiriliyor.YAZ AYLARINDA KIZ VE ERKEK ÇOCUKLAR AİLELERİ İLE BERABER GÜNEY VE EGE BÖLGELERİNDE İŞÇİ OLARAK ÇALIŞIYORLAR VE PARA KAZANIYORLAR.
ANNE-BABA SEN ÇOCUKLARINI DOĞUMDAN 18 YAŞINA KADAR HER TÜRLÜ İHTİMAMLA BÜYÜTÜYORSUN.
BAZI EĞİTİMSİZ VE PARA DÜŞKÜNÜ AİLELER ÇOCUKLARINI SUÇ PENÇESİNE ATIYOR.%99 MÜSLÜMAN OLAN BİR ÜLKEYE HİÇ Mİ HİÇ Mİ YAKIŞMIYOR.
ULU ÖNDER ATATÜRKÜN DEDİĞİ GİBİ: ( Yarının yöneticileri olacak bu çocuklara ve gençlere her türlü desteği vermeliyiz.) Adım adım takip etmeliyiz.
Hiçbir çocuğu eğitimsiz bırakmamalıyız.( Kız ve erkek ayırt etmeden) ÇIKARLAR VE MENFAATLER HER TÜRLÜ DUYGUDAN YANA ÇOCUKLAR BİR YANA.
HASAN ÖZBEK ÜLKEMİZDE KADINLARIN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
İkbal ve Ayşenur adlı 2 kadının kafası kesilerek katledilmesi son 2 yılda kadın cinayetlerin artması 21.yüzyıl Atatürk Türkiyesi’nin ne duruma geldiğini düşünmek ve hayal etmek istemiyorum.
Yalnız Büyük İllerde değil küçük illerde dahi geceleri kadınlarımız sokağa çıkamıyor.
Ispartamız’da birkaç kadınla yaptığım söyleyişte küçük çocuklarımızı değil biz bile geceleri sokağa çıkamıyoruz.
Son bir hafta içerisinde kadın cinayetlerinin medyada yansıyan kadın cinayetleri 10-15 olduğu tespit ediliyor.
Kadınlarımızdan ne istiyorlar.
Eğitimli ve aklı başında erkekler buna bir çare bulmak istiyorlar.
Kadın Ana, bacı, evlat, İstiklal Savaşında sırtlarında cephane taşıyan elinde silahla savaşan erkeklerimizle düşmanla savaşan katil erkekleri dahi geceleri emziren, büyüten bu kadınlara nasıl el kaldırıyorsunuz.
MAZİYİ HATIRLAMAK HER ERKEĞİN GÖREVİ OLMALIDIR.
Yaşım icabı 1950’ li yıllarda Ankara’da geceleri her kadın sokağa rahatlıkla çıkar.
İcabında sinema ve tiyatrosuna giderdi.
2024 Türkiyesin’de bırak büyükşehirlerde küçük şehirlerde dahi kadınlarımız sokağa çıkamıyor.
Ulu Önder Atatürk ileriyi görerek: ( Kadınlarımızı 1934 yılında daha dünyada seçme ve seçilme hakkı yokken Ülkemize kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdi.) Ey Katil Erkek!
Ey sokaklarda kadınlara saldıran erkek!
Seni kim büyüttü, geceleri seni kim emzirdi nasıl oluyor da bu kadınlarımıza el kaldırıyorsun.
KADIN CİNAYETLERİ NASIL ÖNLENEBİLİR -İstanbul Sözleşmesinin tekrar yürürlüğe girmesi.
-Eğitim sağlanmalı.
-Bütün yöneticiler ileriye dönük gerekli tertibatı almalıdırlar.
-Yargı Kadın cinayetlerinde ihal durumunu uygulamamalıdır.
-Yargı caydırıcı cezalar vermelidir.
-Her erkek kendisinin annesinin, bacısının olduğunu unutmamalıdır.
-Büyük Millet Meclisi genel af çıkarmalıdır.
HASAN ÖZBEK NEDEN KOLLEKTİF RUH HALİMİZ BOZULDU Son yıllarda ülkemizde ruh halimiz bozuldu.
Ruh halimiz bozulunca şiddet olaylarına başvurulurdu.
Son 6 ayda 64 çocuğumuzun öldürüldüğü iddia ediliyor.
Benim anlayamadığım konu: 2 aylık bebeğe cinsel istismar yapıldığı 8 yaşındaki Narin GÜRAN’ın 25 gün geçmesine rağmen kim ve neden öldürüldüğü belli değil.
Her gün şiddet olaylarında kadın cinayetleri devam ediyor.
Düşünelim: Bir evlat annesini öldürüyor.
Trafik kazalarında motorsiklet sürücüleri ölümlere neden oluyor.
Ne oldu bize neden ruh halimiz bozuldu.
Neden ülkemizde şiddet olayları cereyan ediyor.
Ben küçük yaşta çalışma hayatına atıldım.
İlkokulda Isparta Sümerbank ‘ta askeri battaniyelerin uçlarını bağladım.
Mustafa Gürkan’ın İplik Fabrikası olan var gel de çalıştım.
Gece 03 de gül toplamaya gittim.
Hem okul masrafını çıkardım hem de hayatın ve çalışmanın ne olduğunu anladım ve öğrendim.
Ortaokul son sınıfta sporla uğraşmaya başladım.
Fabrikada çalışırken fabrikanın ustası babama gelerek çocuğu küçük yaşta çalıştırma sözüne karşılık Babam( Çalışsın yoksa okumaz) diyerek cevap vermiş.
Benim her zaman yazdığım gibi eğitimin ocağı ailedir.( Anne ve Babadır) Burada iyi eğitim görürsek ruh halimiz ve şiddet olaylarından ayrı yaşar.
(BİZ MAALESEF UCUZ ÖLÜMLER ÜLKESİ OLDUK) Her gün dolandırıcılar çetesi kadın ve çocuk cinayetleri uyuşturucu çeteleri trafik kazaları ile ülkemiz karşı karşıya neden kaldık.
Neden birbirimize kin ve nefret dolu şiddet olayları ile karşı karşıya yaşıyoruz.
% 99 ‘ u Müslüman olan laik ve demokrasi olan bir ülkede bize hiç mi hiçmi yakışmıyor.
DAİMA GEÇMİŞİMİZİ HATIRLAMAMIZ LAZIM.
DÜNÜ UNUTMAK BUGÜNÜN DEĞERİNİ BİLMEZ.
HER ŞEYİN BAŞI ( EĞİTİMDİR).
HASAN ÖZBEK ANNELER GÜNÜ Her yıl 12 Mayıs anneler günü olarak kutlanıyor.
Anne: 9 ay 10 gün çocuğunu karnında taşıyan sonra dünyaya getiren onu gece-gündüz emziren çocuk gözünü açınca ilk defa anne diyen yavrusunu topluma yetiştiren anne erkekler gibi aynı haklara sahiptir.
Bu fedakâr cefakâr annelere 21.
Yüzyılda anneler gününü gereği gibi kutluyor muyuz?
Tek kelime olarak hayır!
Martta 25, Nisan da 32 kadınları eşi ve akrabaları tarafından boşanmak isteyen kadınları şiddetle öldürdüler.
Bugün yüzde 99 ‘ u Müslüman olan ülkemizde her gün 2-3 kadın şiddet olaylarında öldürülüyor, hem de çocukları yanında öldürülüyor.
Peki, bu çocuklar büyünce cezaevinden çıkan babasına, amcasına sen anneni benim yanımda öldürdün ben de seni öldüreceğim demez mi?
Annesini öldüren bu çocuklar topluma yararlı olur mu?
BEN KÖYLÜ ÇOCUĞUYUM: Anne ne zaman doğdum sorusuna annem( Oğlum ben sırtımda ekin taşırken sana hamile idim) dedi.
Bu kadar fedakâr ve cefakâr çeken anneye nasıl olur da el kaldırılır ve öldürülür.
Halen; doğu ve güney doğu bölgelerinde kız çocuklarımız ikinci sınıf insan olarak görülüyor.
Kız çocukları 13-14-15 yaşlarında evlendiriliyor.
Küçük çocuklar bilhassa yaz aylarında işçi olarak çalışmaya götürülüyor.
Mustafa Kemal Atatürk daha dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkı yokken Türk kadınına 1934 yılında seçme ve seçilme hakkını verdi.
Karı koca anlaşamayabilir T.C Adaleti vardır, gidilir boşanabilir.
Ülkemizde kadına şiddet olaylarında en büyük yarayı çocuklar alıyor.
Bu çocuklar emin olmayan toplulukların eline düşebilir.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DEDİĞİ GİBİ ( TOPLUMLAR EĞİTİMLE YÜKSELİR EĞİTİMSİZ TOPLUMLAR YÜKSELMEZ.
ÜLKEMİZDE GEREKLİ EĞİTİME ÖNEM VERMELİYİZ.) Not: Enver bu yazı ayın 12 Mayısta çıkacak.



































