Isparta’da bazı şeyler artık sadece konuşulmuyor… hissediliyor.
Sokakta yürüyen vatandaşın yüzüne bakınca bile bunu anlamak mümkün. İnsanlar yorgun. İnsanlar kırgın. Ama en önemlisi insanlar artık duyulmak istiyor.
Bir şehir düşünün…
Her köşesinde ayrı bir hikâye var. Bir yanda geçim derdiyle mücadele eden esnaf, diğer yanda geleceğini düşünmekten geceleri uyuyamayan gençler… Trafikte ayrı bir stres, sokakta ayrı bir huzursuzluk. Ve bütün bunların ortasında sessizleşen bir şehir.
Aslında mesele sadece yollar, binalar ya da projeler değil. Mesele; bu şehirde yaşayan insanların kendini ne kadar değerli hissettiği.
Bazen en büyük sorunlar bağırmaz. Sessizce büyür.
Kimsenin fark etmediği küçük ihmaller, zamanla şehrin ruhunu yormaya başlar. Bir kaldırım taşı kırık kalır, bir sokak karanlık olur, bir vatandaş derdini anlatamaz… Sonra insanlar alışır. İşte en tehlikelisi de budur: alışmak.
Oysa Isparta, sessiz bir şehir olabilir ama sahipsiz bir şehir olmamalı.
Bu şehirde yaşayan herkesin ortak bir beklentisi var:
Daha düzenli bir şehir, daha güvenli sokaklar, daha samimi bir yönetim anlayışı ve daha çok dinlenen vatandaşlar…
Belki de artık biraz durup şu soruyu sormamız gerekiyor:
Gerçekten nasıl bir şehirde yaşamak istiyoruz?
Çünkü bazen gölgede kalan gerçekler, gün ışığında görünenlerden çok daha fazlasını anlatır.
— Gölge Adam



