Geçen gün bir parkta oturuyordum.
Yan bankta bir amca vardı.
Öyle elinde telefon yok.
Kulaklık yok.
Sosyal medya yok.
Sadece oturuyor.
Önünden yüzlerce insan geçti.
Kimisi telefona bakarak yürüdü.
Kimisi konuşurken karşısındakinin yüzüne bile bakmadı.
Kimisi çocukla geldi ama çocuk salıncaktayken kendisi ekrana daldı.
Amca bir süre izledi.
Sonra kendi kendine şöyle dedi:
"Eskiden insanlar birbirine bakardı."
Yalan söyleyeyim dedim ama söyleyemedim.
Haklıydı.
Artık herkes her şeyi biliyor gibi.
Herkesin fikri var.
Herkes konuşuyor.
Ama nedense kimse kimseyi duymuyor.
Bir kafeye gidiyorsun.
Aynı masada dört kişi oturuyor.
Dördünün de başı telefonda.
Sanki herkes başka bir yerde yaşıyor.
Bir de garip bir acelemiz var.
Nereye yetiştiğimizi bilmeden koşuyoruz.
Mesajlara anında cevap veriyoruz.
Ama yan komşumuzun adını bilmiyoruz.
Şehir büyüyor.
Binalar yükseliyor.
İnternet hızlanıyor.
Ama insan ilişkileri sanki eski modemler gibi...
Sürekli bağlantı koparıyor.
Belki de o amca haklıydı.
Belki de bazen telefonu cebimize koyup etrafımıza bakmamız gerekiyor.
Kim bilir...
Belki o zaman aynı şehirde yaşadığımızı yeniden hatırlarız.
Neyse...
Ben yine kulağınızın dibinde vızıldamaya başladım.
Sonuçta bazı gerçekler vardır...
Sessizdir ama rahatsız eder.
Tıpkı bir sivrisinek gibi.
— Sivrisinek







